evimizden dışarı çıktığımızda, sağda solda, arabaların altında, çöp konteynırlarının çevresinde gördüğümüz yaşam mücadelesi veren kedi ve köpeklerdir...
özellikle ülkemizde ve benzeri ülkelerde insan türünün kontrolsüz ve aşırı derecede artması sonucu insanlar yaşadıkları alanları genişletmek ihtiyacı hissetmekte ve betonlaşma bir kanser gibi yayılmakta, her yer betonarme, yüksek yüksek binalarla, sokaklar da o yüksek binalarda oturan insanların arabalarıyla dolmakta, ağaçlık yeşil alanlar ve hatta toprak alanlar ortadan kalkmakta, heryer beton ve asfaltla kaplanmakta...
tüm bunların neticesinde sokak hayvanları için yaşam alanı kalmamakta ve en az insanlar kadar yaşam hakkına sahip bu canlılar biz insanların kurduğu sentetik yaşam alanlarının içinde hapsolmakta ve hayatlarını sürdürmeye çalışmaktalar. bunu yaparken her an bir arabanın altında ezilme tehlikesi yanında hayvanları sevmeyen, onları birer hastalık unsuru olarak gören insanoğlunun ve hatta ruh hastası, şiddet düşkünlerinin çeşitli şiddetlerine maruz kalmaktalar.
ne kadar ironik, bu sokak hayvanlarından kedilere nankör diyen insanlar örneğin, ne çabuk unuttular bir zamanlar bu hayvanlara muhtaç olduklarını... tek katlı, müstakil, bahçeli evlerde yaşarlarken evlerindeki cardınları, sıçanları yok eden kedilere; evlerine, kümeslerine ve hatta küçük baş hayvanlarına bekçilik yapan köpeklere muhtaç oldukları o günleri...
yüreğinde allah inancı olan bir insan olarak şunu belirtmeliğim ki allah’ın yarattığı bütün canlılara ve onların yaşama haklarına saygılı olmalıyız, aksi takdirde kılınan namazların, tutulan oruçların, yortuların, sabbatların ve pazar ayinlerinin kişiye bir fayda sağlayacağını düşünmüyorum.
unutmayalım ki yeryüzünde kıyamet gününe kadar nesli tükenmeyecek, hep varolacak tek canlı türü var; o da biz insanlarız... diğer canlılar biz insanlara allah’ın bir emanetidir.
özellikle ülkemizde ve benzeri ülkelerde insan türünün kontrolsüz ve aşırı derecede artması sonucu insanlar yaşadıkları alanları genişletmek ihtiyacı hissetmekte ve betonlaşma bir kanser gibi yayılmakta, her yer betonarme, yüksek yüksek binalarla, sokaklar da o yüksek binalarda oturan insanların arabalarıyla dolmakta, ağaçlık yeşil alanlar ve hatta toprak alanlar ortadan kalkmakta, heryer beton ve asfaltla kaplanmakta...
tüm bunların neticesinde sokak hayvanları için yaşam alanı kalmamakta ve en az insanlar kadar yaşam hakkına sahip bu canlılar biz insanların kurduğu sentetik yaşam alanlarının içinde hapsolmakta ve hayatlarını sürdürmeye çalışmaktalar. bunu yaparken her an bir arabanın altında ezilme tehlikesi yanında hayvanları sevmeyen, onları birer hastalık unsuru olarak gören insanoğlunun ve hatta ruh hastası, şiddet düşkünlerinin çeşitli şiddetlerine maruz kalmaktalar.
ne kadar ironik, bu sokak hayvanlarından kedilere nankör diyen insanlar örneğin, ne çabuk unuttular bir zamanlar bu hayvanlara muhtaç olduklarını... tek katlı, müstakil, bahçeli evlerde yaşarlarken evlerindeki cardınları, sıçanları yok eden kedilere; evlerine, kümeslerine ve hatta küçük baş hayvanlarına bekçilik yapan köpeklere muhtaç oldukları o günleri...
yüreğinde allah inancı olan bir insan olarak şunu belirtmeliğim ki allah’ın yarattığı bütün canlılara ve onların yaşama haklarına saygılı olmalıyız, aksi takdirde kılınan namazların, tutulan oruçların, yortuların, sabbatların ve pazar ayinlerinin kişiye bir fayda sağlayacağını düşünmüyorum.
unutmayalım ki yeryüzünde kıyamet gününe kadar nesli tükenmeyecek, hep varolacak tek canlı türü var; o da biz insanlarız... diğer canlılar biz insanlara allah’ın bir emanetidir.